kuzgunun pandomiması

çala kamçı bizar durur yeleleri kar
ölüm çekirdeği diğer yarısı hayatın
omuzlarında keman telleri uçuşur
gözleri merdiven yorgunu kanar
uzaklardan kim sorar mahşere kaç atlı var
yanıp söner kelimeleri
kesik heceler de abak düzenler
gökyüzü abanoz hep kalır
polen rengi saçları kaçgöç niçinler
beyninde mermerden anlamlar
bir dize hangi sözle gelir
soğuk sorular mı yakar şarabın yüzünü
yoksa elim bir şiir mi
yine kelimeler
ve şehir şiirde inficar
aşk mı
tuzlu ten adası
ve başkası
orada sancılar intihar işaretçileri
mezar kazıcıları
debbağlar sahtiyan
dağ ve kuzgun
bu kadar
bir fotoğraf açık edecek yanağındaki gizleri
eşik altında
asabi gülüşleri
fırlatmak ise bir çocuğu annesinden
bazen anlam aramamalı
sadece esnemeli belimizdeki can
esriten
uzaklarda
bir yerlerde
bir yaprağın gölgesinde
ruhunu kanatarak
sahipsin bir şeylere
oysa “olmak” başkadır
bir ocağın başında ateşi seyreden
sözcükler kelebekler
ve plesenta…
omzunda kesikler ölümün çekirdeği…

İmdat DEMİR

Paylaş: